|
|  |
| Mini Kurs #2 |
Neden Unutuyoruz? |
|
|
Hafızasız bir yaşamı düşünmek asla mümkün değil. Çünkü hafızasız bir
yaşamda geçmiş kavramı ve tarih anlayışı yoktur. Ne kadar basit olursa
olsun, herhangi bir becerinin öğrenilmesi söz konusu değildir.
Kısacası, insanı insan yapan en büyük özellik hafıza gücüdür.
Hafıza
gücümüzü geliştirmenin sırları ise "Neden Unutuyoruz?" sorusunun cevabında
gizlidir. Çoğu insan yeni öğrenilen ve yaşanan bilgilerin daha kolay
hatırlandığını, eskilerin ise unutulduğunu düşünmektedir. Peki gerçek
böyle mi?
Neden unutuyoruz? Sorusunun cevabını bulmak için önce ben size iki soru
sormak istiyorum. İşte birinci sorunuz;
1-) 20 Ocak 2007 tarihinde öğle yemeğinde ne yediğinizi hatırlıyor
musunuz?
Hemen heyecanlanmayın. Bu bir imtihan değil. Ayrıca böyle bir soruya doğru cevap vermenizi de beklemiyorum.
Burada dikkatinizi çekmek istediğim nokta şu; Bahsettiğim tarih çok yakın
olduğu halde bu bilgiyi hatırlayamamanızdır.
Çok daha eskilere gitsem durum daha vahim olacak gibi görünüyor. Bakalım
öyle mi? İkinci sorunuz çok daha eski bir tarihteki olay veya bilgileri
hatırlamanızla ilgili. İşte ikinci sorunuz;
2-) Hayatınızda başınızdan geçen tehlikeli bir an, bir kaza, sizi çok
mutlu eden veya şaşırtan bir olay var mı? Bu olayı ve anı bana anlatabilir
misiniz?
Bu sorunun cevabı olarak bana anlatacak çok şeyiniz olmalı. Hatta herşeyi
bütün detayına kadar hatırlıyor olmalısınız.
Peki nedir bu iki sorunun cevabında yatan sır. Birinci soru çok daha yakın
bir tarihte geçtiği halde hemen unutmuşsunuz. İkinci soruyu ilgilendiren
tarih çok daha eskiydi ama hiç zorlanmadan hemen hatırladınız.
Sorunun cevabı beynin yazıcısıyla yani
printer'ıyla ilgili. Birinci olayda
beynin yazıcısı tamamen kapalıydı.İkinci olayda ise beynin yazıcısı
çalışıyordu ve olayları tamamen kaydetti.
Peki nedir beynin yazıcısını çalıştıran veya kapatan faktör ? Beynin
yazıcısını kendi isteğimizle çalıştırıp veya kapatabilir miyiz ?
İstediğimiz bilgileri kendi isteğimizle beyne kaydetmesini sağlayabilir
miyiz ?
Bu soruların cevabı kocaman bir "EVET". Beynin yazıcısını kendi
isteğimizle çalıştırıp, istediğimiz bilgileri kaydetmesini sağlayabiliriz.
Bunu sağlamak için beynin bazı bölümlerinin nasıl çalıştığına çok kısaca
bir göz atmamız gerekiyor.
Bir an avucumun içinde haşlanmış küçük bir yumurta tuttuğumu kabul edin.
Yandan baktığınızda elim ve içindeki yumurta iç içe üç katlı bir beyni
temsil etmektedir. Esasen beyinde iç içe üç farklı bilgisayar
bulunmaktadır. Bu bölümler sırasıyla;
1-) İlkel Beyin: Bu kısmı beynin en iç kısmında olan elimin içindeki
yumurtanın sarısı temsil etmektedir. İlkel beyin tüm hayvanlarda da
mevcut. Hatta bazı hayvanların beyni sadece bu ilkel kısımdan ibaret.
Beynin bu kısmı hayvanların olaylar karşısındaki tepkilerini idare ediyor.
Bir tehlike anında ilkel beyin onlara ya "savaş", ya da "kaç" diyor.
Bizim için de durum aynı. Issız bir yerde bir tehlikeyle karşılaşsak,
tepkimizi idare eden kısım ilkel beynimizdir. Birisiyle kavga aşamasına
gelseniz ne yapardınız bir düşünün. Sanırım önce kavga edeceğiniz adamın
cüssesine şöyle bir bakarsınız. Adamı gözünüze kestirirseniz kavga
edersiniz. Yok adamın cüssesi çok büyükse, herhalde kaçarsınız. Tüm bu
hareketlerinizi idare eden kısım ilkel beyindir.
2-) Orta Beyin: Bu kısmı elimin içindeki yumurtanın akı temsil etmektedir.
Bu bölümde hafıza gücü için çok önemli olan kısım var. Bu kısım öncelikle
tüm duyguların merkezi. Ayrıca bu bölümde hafızanın merkezi sayılan "hipokamp"
(hippocampus) bilgilerin kalıcı hafızaya geçip, geçmeyeceğine karar veren
kısımdır.
Beynin yazıcısının çalışıp, çalışmamasına karar veren
hipokamp'dır. Hipokamp beynin yazıcısını çalıştırırsa, o anda yaşanan olaylar ve
bilgiler beynin en üst kısmı olan "korteks"e yazılmaktadır.
Peki hipokamp beynin yazıcısını neye göre çalıştırmakta, veya neye göre
durdurmaktadır. İşte bunun cevabı da orta beyinde bulunan duyguların
merkezidir.
Duyguların merkezi hareketlenirse, hipokamp "hemen yazıcıyı çalıştırıp
bunları kaydetmeliyim" demektedir. Duygular hiç etkilenmemişse, hipokamp
beynin yazıcısını çalıştırmaya da gerek duymamaktadır.
Şimdi isterseniz başlangıçta size sorduğum iki soruya geri dönerek,
hipokamp'ın bu olayları neden kaydedip, kaydetmediğine bir göz atalım.
İşte sorular;
1-) 20 Ocak 2007 tarihinde öğle yemeğinde ne yediğinizi hatırlıyor musunuz?
2-) Hayatınızda başınızdan geçen tehlikeli bir an, bir kaza, sizi çok mutlu eden veya şaşırtan bir olay var mı? Bu olayı ve anı bana anlatabilir misiniz?
Birinci soruyu ilgilendiren olay rutin bir olaydır. O gün yediğiniz yemek
özel bir gün değil veya ilk defa denediğiniz farklı bir yemek değilse,
duygularınız hiçbir şekilde etkilenmemiştir. Çünkü o yemeğin hergün yenen
rutin yemeklerden hiçbir farkı yoktur. Duygular harekete geçmemiştir.
Dolayısı ile hipokamp bu olayı kayda değer bulmamış ve beynin yazıcısını
çalıştırmamıştır.
İkinci soruya gelelim. Buradaki olay tamamen duyguların merkezini
uyandıracak özelliktedir. Şüphesiz bu durum hipokamp'ın da gözünden
kaçmamış ve hemen beynin yazıcısını çalıştırmıştır.
Aşağıdaki çerçeveli yazıda hipokampın insan hafızası için ne kadar hayati
bir önem taşıdığını gösteren gerçek bir olay aktarılmaktadır. Lütfen bu
gerçek olayı okumadan yazının devamına atlamayınız.
|
KAYBOLAN GELECEK
BBC'nin müzik otoritelerinden olan
Clieve Wearing kariyerinin en üst noktasındayken "Herpes
Simpleks" virüsüne yakalandı. Bu tür virüse yakalananların büyük
bir bölümü hastalığı sadece dudaklarında oluşan uçuklarla atlatırken,
Wearing'e bulaşan virüs beyne ulaşarak iltihabı bu bölgeye
taşıdı ve beynin hasara uğramasına neden oldu.
Ensafalit hastalığı denilen bu
durum Wearing'in hafıza yapısında çok önemli değişikliklere yol
açtı. Sadece son bir veya iki dakika içinde olan olayları
hatırlayabilen ve kendisini sürekli olarak uzun ve derin bir uykudan
yeni uyanmış gibi hisseden Wearing, eşi odadan çıkıp, iki veya
üç dakika sonra tekrar geri döndüğünde, kendisini sanki uzun bir süre
görmemiş gibi karşılıyordu.
"Kendimi yaşayan
bir ölü gibi hissediyorum" diyen Wearing, hastalığa
yakalanmadan önceki yaşamı ile ilgili tüm olayları rahatlıkla
hatırlayabildiği gibi müzik yeteneklerini de aynen koruyor, nota
okuyabiliyor ve müzik aletlerini çalabiliyor.
Uzmanlar Wearing'in hastalığı nedeniyle hipokamp'ın tamamen tahrip
olduğunu ve bu yüzden hiçbir yeni bilgiyi hafızasına alamadığını
belirtirlerken, hafızasındaki diğer bilgi ve becerilerin beynin farklı
yerlerinde depo edilmesi nedeniyle bu hastalıktan etkilenmediğini
ifade ediyorlar. |
|
Sanırım hafıza gücü için orta beyindeki
duyguların merkezinin ve hipokamp'ın ne kadar önemli olduğunu farkettiniz.
Peki bunu farkettik diye hemen hafıza gücümüz arttı mı? Şimdilik, hayır.
Ancak bu mini kursları takip ettiğinizde, eğitimle hipokampı ve duyguların
merkezini nasıl etkileyerek bilgilerin kalıcı hafızaya yazılabileceğini
göreceksiniz.
Ancak hipokamp'ı etkili bir şekilde kullanmak için, öncelikle korteksin
çalışma prensipleriyle ilgili bazı önemli bilgilere ihtiyacımız var.
3-) Korteks:
Bu kısım beynin en üstünü mantar gibi kaplayan bölümdür. Hipokamp'ın
kararı sonucu bilginin kaydedildiği yer burasıdır. Düşünme, konuşma,
görme, duyma ve yeni bir şeyler üretme sırasında kullanılan kısım beynin
korteksidir. Beynin bilgi kapasitesi tamamen korteks üzerindedir.
Ayrıca beynin fotografik bir hafızaya sahip olması da direkt olarak
korteksle ve korteksin farklı şekilde çalıştırılmasıyla ilgilidir.
Korteksin
farklı şekilde kullanılmasına ve
fotografik
bir hafızaya sahip olma konusuna mini kursumuzun üçüncü bölümünde göz
atacağız. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|