rüya tabirleri yemek tarifleri msn ifadeleri spaces güzel sözler resimleri sağlık bilgisayar teknoloji tatil turizm dağı otel gezi komik sesler yazılar ekart e-kart bilmece tarihte bugün isimler anlamlar günün resmi komiklikler dünya mutfakları muhabbet geyik
ANASAYFA'YA DÖNAçılış Sayfası YapFavorilere Ekle
ÜYELİK ÜCRETSİZ. ÜYE OLMAK İÇİN BURAYA TIKLAMAN YETERLİ!
SSSSSS   AramaArama    ProfilProfil

Tükiye'yi SevmeK iÇin 50 NedeN..

 
Yeni Başlık Gönder  Cevap Gönder  Thank Post    GD Mesaj Panosu Ana Sayfası -> Resim & Karikatürler -> Karışık Resimler
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
bErNa



Moderator

Grup : Moderator
Mesajlar: 2314
Başlıklar: 113
Kayıt: May 19, 2008

Nerden: ßen ßi öğReniyim onDan sonRa sana SöLerim zuhahaha :)

MesajTarih: Pts Hzr 30, 2008 3:08 pm    Mesaj konusu: Tükiye'yi SevmeK iÇin 50 NedeN.. Alıntıyla Cevap Ver


Kuyum ustaları
Kökü Urartulara kadar varan Anadolu kuyumculuğu en has ustalarını da yine bu topraklardan çıkarmıştır. Bu yüzden bir kuyumcuya zanaatkâr demek yanlıştır; çünkü onların hepsi birer sanatkârdır. Mardin'den, Trabzon'dan, Diyarbakır'dan, Van'dan yani bu toprağın dört bir yanından çıkar bu sanatkârlar. Ermeni, Türk, Süryani olurlar; ama adlarının sonuna mutlaka usta koyarlar. Çünkü usta olmayanın foyası ortaya çabuk çıkar...





Şener Şen
İnsanımızda ne varsa, onda da vardır. Bizden biridir. Güldürürken ağlatır, ağlatırken güldürür. "Züğürt Ağa"mız, "Çıplak Vatandaş"ımız, "Namuslu"muz, "Eşkıya"mız, "Muhsin Bey"imiz... "Hababam Sınıfı"nın çapkınlığa, kurnazlığa soyunurken her seferinde başını derde sokan beceriksiz jimnastik öğretmeni Badi Ekrem'i unutmak mümkün müdür? Bıkmadan seyreder, elinde topuyla yandan yandan yürürken, bir yandan genç güzel öğretmene göz süzüşüne kahkahayı basarsınız. Son yıllarda yaş aldıkça daha da bilgeleşti. Karakter rollerine başrol değeri kazandıran, dayanılmaz ağrılarına rağmen müzikalde oynama cesareti ve isteğini gösteren oyuncumuzdur o. Her nevi özveriyi göze alarak sahneye çıkmıştır. Son yıllarda bayağı azalttı oynadığı filmlerin sayısını.





Hababam Sınıfı
Nostaljik tutkumuz. Defalarca okunan masallara doymayan çocuklar gibi, biz de doyamayız Hababam Sınıfı'na. Yavaşladığında ağlatan, hızlandığında güldüren efsane müziği; Tarık Akan, Halit Akçatepe, Adile Naşit, Kemal Sunal, Şener Şen ve Münir Özkul'a ne çok yakışır... Okul otoritesini bize, yaramazlığı otoriteye sevdirir Hababam Sınıfı. Yeni versiyonları ise ancak eskilerine sevgimizi artırır.





Galata Kulesi
Bir uçuş düşünün masalı. Eski İstanbul'un kanıtı. Ceneviz mirası. Kuleye çıktınız mı tüm şehir 360 derece ayaklarınızın altındadır. Ağlayanlar, gülenler, suçlular, masumlar, ilgisizler, sevgisizler, sevgililer. Haykırmamak için zor tutarsınız kendinizi! "Hey İstanbul ben de buradayım!" diye. Ve işte o an anlarsınız Hazerfen'i, neden süzülmek istedi İstanbul'un tepesinde...





Kemal
Edebiyatıyla, romanlarıyla bir yandan insanları sevmeyi öğretti, bir yandan da doğanın güzelliklerini tam da bunları yitirmeye başladığımız yıllarda tekrar fark etmemizi sağladı. Sonuçta insandan ve doğadan uzaklaşmış hayatımızın ne kadar yoksullaşmakta olduğunu düşünmemizi sağladı. Yaşar Kemal, antik çağlardan beri insanı ve doğayı sevmeden kendimizi yitirip gideceğimizi fark etmemizi sağladı ve böyle devam ediyor.




İnsan
"Ben Tanrı Misafiriyim"
Kapı tık tık tıklatılır. Tanrı misafiri gelmiştir. Galiba bir tek Türkiye'ye Tanrı misafiri gelir. Türkler, bu dünyada misafir olduklarını iyi bilir. En azından bilmeleri gerekir. Mevlânâ'dan Müslüm Gürses'e, hepsinin söylediği bu değil midir? Rakı kebap efsanesi kadar, Türk misafirperverliği de bilinir. Beş çayı misafirine börek açan anneden Şeker Bayramı şekeri reklam ailesine, güney ellerinde yüzünü güneşe vermiş kahve köşesi dedesinden "bozuk yoksa kalsın abla" minibüs şoförüne, dar sokaklarda hâlâ gazoz kapak oynanan mahallelerinden Doğu sokaklarında şiir şiir bakan veletlerine ve de Ferrari'sine LPG takan bilgelerine tabii... "Bir başkadır benim memleketim insanı" diyerek, seviyor insan Türkiye'yi...

_________________
Başa dön
Kullanıcı profilini gör E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Teşekkürler
Teşekkür Botu
Mina(25-07, 13:37), Thanks bErNa for his/her post  Teşekkürler
Bu mesaja 1 üyemiz teşekkür etti. Gönderene minnettarlar...
Bedirhan Gökçe

Bedirhan Gökçe

Güzel Dünyam Robot

Grup : Gönül Çelen
Cinsiyet : Erkek
D.T. : Bilinmiyor

Nerden : Bilinmiyor
MesajTarih: Pts Hzr 30, 2008 3:08 pm    Mesaj konusu: RE : Tükiye'yi SevmeK iÇin 50 NedeN..



bErNa



Moderator

Grup : Moderator
Mesajlar: 2314
Başlıklar: 113
Kayıt: May 19, 2008

Nerden: ßen ßi öğReniyim onDan sonRa sana SöLerim zuhahaha :)

MesajTarih: Pts Hzr 30, 2008 3:17 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver


Hamsi
"Hamsi balık değil, ayrı bir mahlukattır."
Karadeniz'de bu sözü sık sık duyarsınız. Hamsi sadece sofraları süslemekle kalmaz. Şarkılar, türküler, fıkralar, atasözleri onunla doludur. Hamsisiz bir öğün düşünülemez. Kahvaltıda yenir, reçeli bile vardır... Buğulamasını, kızartmasını, pilavını, dolmasını yemeğe doyamazsınız. Artık çiftlik çuprası ve çiftlik levreğinin işgal ettiği İstanbul ve Ankara'da da, lüks lokantalarda bile deniz tadını veren ender balıklardan biridir... Sonbaharın başında denizin soğumasıyla birlikte sahile eder. Şölen marta kadar sürer. Ucuzdur, fakir yemeğidir... Ama zenginin sofrasından da eksik olmaz...





Antalya
Hadrianus Kapısı'nı geç, aşağı doğru yürü... Nefesini tut. İstersen yivli minareden in, eski limana çıkarken nefesini tut. İster Kemer'e uzan, ister Belek'e... Beydağı orada hep, merak etme. Bu kadar mı cömertliği tutmuş Tanrı'nın, bundan mı hafifçe mahcubuz denizsiz ülkelilere, ondan mı bağırlara basarız onları da hiç gitmek istemezler... Güzel Antalya. Bizim cennet bahçemiz, vizesiz.





Orhan Pamuk
Askeri darbenin üzerinden henüz iki yıl geçmişti. İnce yapılı, hafif kambur duruşlu, dağınık saçlı genç adam -romancı olmaya karar verdikten yedi yıl sonra- kitapçı vitrinindeki romanına bakıyordu: "Cevdet Bey ve Oğulları." Cevdet Bey'in ardından "Sessiz Ev", "Beyaz Kale", "Kara Kitap", "Yeni Hayat", "Benim Adım Kırmızı", "Öteki Renkler", "Kar" ve "İstanbul" geldi. Ama en çok "Yeni Hayat" romanının ilk cümlesiyle sevdik onu: "Bir gün bir kitap okudum ve hayatım değişti." Milletçe tam olarak tadına varamasak da Nobel, artık onun sayesinde Türk edebiyatının.





Türk kahvesi
Üç vakte kadar gelecek umutlarımız saklıdır telvesinde. Aşkımız, paramız bir Türk kahvesi içimi sonrası beliriverecektir fincanın içinde. Aslında adı Türk kahvesidir ama Yemen'den gelmiştir bilindiğine göre. Dini ortamlarda, gece zikirlerinde uyarıcı olarak kullanılmıştır ilk önce. Kahve, 1550'li yıllarda İstanbul'a geldiğinde, Tahtakale'de hemencecik bir de kahvehane açtırır kendine. Türk kahvesi denilmesinin nedeni aslında pişirme yöntemidir. Pişirilip servis edilen Türk kahvesinin tortusu fincanın dibinde kalır. Zaten çok sevdiğimiz, hiç değilse ahir hayatta bir kere de olsa baktırdığımız kahve falının oluşması da bundan, bu "bizim" olan ritüelden değil midir?




Türk kadınları
Nâzım Hikmet'in şiirinde dediği gibi, onlar "Bizim kadınlarımız.... Anamız, avradımız, yârimiz..." Hiç yaşamamış gibi öldüler evet, bilmedik çoğunu, görmedik, duymadık. Sofradaki ekmeği kendi yemeyip çocuklarına veren annelerimiz. Beyaz tenlerinde ruhumuzu dinlendirdiğimiz sevgililerimiz. Belki de bizim gibi çok az ülkede kadın, sadece kadın olduğu için, dışlanıp, horlandı. Onlar, buna inat, güçlerini kendilerinden alarak, yükseldi. Kimi Sabiha Gökçen gibi göklerde istikbalimiz oldu. Kimi kadınımızın dillere destan güzelliğini dünya önünde tescil ettirdi, Azra Akın gibi. Geniş yüreğiyle sokaktaki sahipsiz çocuklara, hastalara, yaşlılara da ilk önce onlar koştu. Eşlerinin başarılarının arkasında dururken gururla, bir taraftan başarı listelerine girdiler..






Tavla
Eğer zar tutmayı bilmiyorsan, düşeş atarsın, yek gelir inadına. Hayat gibidir tavla, umduğunu değil, bulduğunu oynatır adama. Şans oyunudur derler ya, aldanmayın söyleyenlere. Çünkü tavla, çok olasılıklı bir strateji oyunudur. Gürültücü ve kahkahacıdır. Hızlı oynanır. Bir tek, koltuğunun altına alan bozulur oyunun sonunda ya; ona da vuslat bir başka bahara...

_________________
Başa dön
Kullanıcı profilini gör E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
bErNa



Moderator

Grup : Moderator
Mesajlar: 2314
Başlıklar: 113
Kayıt: May 19, 2008

Nerden: ßen ßi öğReniyim onDan sonRa sana SöLerim zuhahaha :)

MesajTarih: Pts Hzr 30, 2008 3:28 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver


Bayramlar
Bayramlar eskiden tekdüze hayatlarımızda bir keyif; siyah beyaz yaşamlarımıza renk; yoksulluğumuza bir avuntuydu. O yüzden eski bayramlar çocukluğu hatırlatır; hüzünlüdür biraz. Şimdi, bayramlar eski ihtişamından yoksun. Ama onun da çaresini bulduk: Tatiller... Hele ki 9 günlükleri... Söylesenize kuzum, böyle tatil kaç millete nasip ki?





http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Foto%20Haber/Türkiye'yi%20sevmek%20için%2050%20sebep/13.jpg
Orhan Gencebay
"Sevgili Gönül dostlarım"
"Sevgili Gönül dostlarım, Ben Orhan Gencebay. Yıllardır size seslenen, dertlerinizi, acılarınızı sizlerle paylaşan, sizlerle ağlayıp sizlerle gülen, alkışlarınızla, ilginizle büyüyün Orhan Gencebay. Gücünü sizden alan..." der Orhan Gencebay, 1998 tarihli, okkalı çift CD'li klasikleri girişinde. Bu klasikler gibi Orhan Gencebay da bir klasiktir. Külttür, babadır, kibardır, doğudur, Batı'dır, köylüdür, şehirlidir, "Şikâyeti Yaratana" bir müzik filozofudur... "Besteleri kimimizin gençliğimize, anılarına, kimimizin doğup büyümesine ve yaşamasına eşlik edebilmiş", Türkiye gibidir. Türkiye, Orhan Baba için de sevilir.





Kebap
Şiş kebap - rakı... Uzun yıllar ülkemize gelen turistler, bu ikiliyi dillerinden düşürmedi. Bırakalım onlar kebabı şişle sınırlandırsın. Biz biliyoruz ki kebabın yüzlerce çeşidi var. Ve ne mutlu ki her restoran giderek uzmanlaştı. Artık Adana'sı, Antep'i, Kilis'i, Urfa kebabını en özgün tadıyla yiyebileceğimiz onlarca güzel mekân var.





İzmir'in kızları

Diyor ki Cahit Külebi:
İzmir'in denizi kız
Kızı deniz
Sokakları hem kız
Hem deniz kokar!
Peki nedir İzmir'in kızlarını ayrıcalıklı kılan? Hemen söyleyelim: Her daim bakımlıdırlar ama sadece dışı güzel değildir İzmir kızlarının, içleri de güzeldir. Akdeniz'in hemen dibinde yaşarlar; ama ne ani öfkelenir, ne hemen unuturlar. Bir de İzmir'in kızları hayattan alabildikleri kadar keyif almak ister. Alamazlarsa... "Ziyanı yok bugün olmaz belki yarın" derler... Hayal gibidir biraz da İzmirli kızlar; her aradığında bulamazsın onları; her bulduğunda da alamazsın...





Mavi yolculuk
Mavi gezinin yapılabileceği mevsim, haziran ayından ekim sonuna dek uzanır. Yaz ayları açık havada, güvertede yatmak için en elverişli aylarsa da, güz ayları denizlerin en sakin ve balığın en bol olduğu zamanlardır...

_________________
Başa dön
Kullanıcı profilini gör E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
bErNa



Moderator

Grup : Moderator
Mesajlar: 2314
Başlıklar: 113
Kayıt: May 19, 2008

Nerden: ßen ßi öğReniyim onDan sonRa sana SöLerim zuhahaha :)

MesajTarih: Pts Hzr 30, 2008 3:44 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver


Rakı
Tekerlekten sonraki en yararlı ve yaratıcı, en eşitlikçi buluş... Bir içecek, el kadar yeşilliğin üstündeki gazete kâğıdına da, süt beyazı kolalı keten örtüye de bu kadar mı yakışır? Balığa da, maviye de, camsız meyhaneye de... Dilleri bülbül eder, milleti şair eder, alfabemizin az kullanışlı harfini abad eder... Aman saki... Canım saki... Doldur doldur da verr...





Yeşilçam sineması
Kimler gelip geçti o beyaz perdenin önünden. Kara Murat'ı, Tarkan'ı, yakışıklı esas oğlanları, aşkından, hicranından 'ince' hastalığa tutulan güzel kızları... Kendi derdimizi, aşkımızı mutlu sonlarında unuttuğumuz bizim sinemalarımız. Aşklarıyla oturup ağladığımız âşıklar, sonra bizi birbirimize bağlayan Münir Özkul'lu, Adile Naşit'li aile melodramları. Ve Kemal Sunal'lı, Halit Akçetepe'li komediler... Kimi zaman Aliye Rona'lar, Erol Taş'lar oldu, sinirlenip kızdığımız. İyisiyle, kötüsüyle, trajik ve komiğiyle Türk sineması, bu toprakları çok güzel anlattı.





Nazım Hikmet
Memleketimi seviyorum
Çınarlarında kolan vurdum, hapishanelerinde yattım./Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı/memleketimin şarkıları ve tütünü gibi./Memleketim./Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya,/kurşun kubbeler ve fabrika bacaları/benim o kendi kendinden bile gizleyerek/sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir./.../Memleketim./Ankara Ovası'nda keçiler/kumral, ipekli, uzun kürklerin pırıldaması./Yağlı, ağır fındığı Giresun'un./Al yanakları mis gibi kokan Amasya elması,/zeytin/incir/kavun/ve renk renk/salkım salkım üzümler/ve sonra karasaban/ve sonra kara sığır/ve sonra ileri, güzel, iyi/her şeyi/hayran bir çocuk sevinciyle kabule hazır,/çalışkan, namuslu, yiğit insanlarım/yarı aç, yarı tok/yarı esir






İstiklal Caddesi
Bağırış, çağırış, aşk ilanları, aşk kavgaları, koşuşmalar, kaçışmalar, uyanıklar, şaşkınlar, sokak çalgıcıları, tramvay kovalayanlar, kilise çanları, kitapçılar, kafeler, barlar, müzik dükkânları, sinemalar, tarih kokulu binalar, sarhoşlar, seyyarlar, polisler, gösteriler, kalabalıklar, yalnızlar, mutlular, mutsuzlar... İstiklal'de zamanın akışı, o an yaşadıklarınızdan başka şeylere konsantre olma olasılığınızı oldukça azaltır. Bu enerjiyi dünyanın hiçbir yerinde bulamazsınız.






Sokak kedi ve köpekleri
Şefkati onlardan öğrendik. Büyüklerimiz, "Yaklaşma ısırır" dese de başlarını okşamaktan vazgeçmedik. Yuvarlanmalarını, oynaşmalarını, yalanmalarını kıskandık. Trafikle yaşamayı, çöp kovalamayı, restoran müşterilerine şirinlik yapıp yemek kapmayı onlar istemedi. Çetin sokakların, sıkıcı mahallelerin muhteşem renklerine sahip çıkacağız.





Tarkan...
"Kıl Oldum Abi" şarkısıyla kimileri onu sevmemiş, kimileri de yeşil gözlerine meftun olmuştu. Sezen Aksu'nun desteğiyle çıkan ikinci albümü "Şıkıdım", bir anda genç şarkıcıyı zirveye yerleştirdi. Yakışıklılığı, güzel sesi, kıvrak dansı, yurtdışı hayalini gerçekleştirmek için gösterdiği çaba hep takdir edildi. Ama onu insanların gözünde asıl büyüten, skandallar karşısında gösterdiği dimdik tavrı oldu. En ağır suçlamalar karşısında bile "Yaptıklarımın hata olduğunu düşünmüyorum. Bu hayat benim, günahıyla ve sevabıyla..." deyişi, Tarkan'ı Türk halkının gözünde bambaşka bir yere oturttu.

_________________
Başa dön
Kullanıcı profilini gör E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
bErNa



Moderator

Grup : Moderator
Mesajlar: 2314
Başlıklar: 113
Kayıt: May 19, 2008

Nerden: ßen ßi öğReniyim onDan sonRa sana SöLerim zuhahaha :)

MesajTarih: Pts Hzr 30, 2008 3:49 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver


Sarı tabelalar
İnsana, bir ömrüm daha olsa... Yok yok, bir fazlası bile yetmez... Birkaç ömrüm olsa... Beni asıl hedefime ulaştıran ana yoldan sapsam... Şu sarının vaat ettiklerine uzansam... Eski hayatlara ilişsem. Zenginleşsem... Hayal kursam... Öğrensem... Tekrar kapayınca arabamın kapısını derin bir oh çeksem... Toprağa daha farklı baksam..." dedirten sarı tabelalar, bitmek bilmez bu ülkede. Rize'de, Mardin'de, Ankara'da, Ege'de, güneyde... Sınırsızca karşımıza çıkar... Binlerce yıldır mesela Amasya'da bir kral mezarını işaret eder, ya da dünyanın en eski mumyalanmış askerini... Çok hikâyeleri saklar...





Milli Takım
O altın golün üzerinden 5 yıl geçmiş... İlhan Mansız'ın Senegal'e attığı o gol, ezilmişliğimizi bir fiskede savurdu ve bizi dünya üçüncülüğüne taşıdı. O gün yeni bir devir başladı. Kendimizle barıştık. Biz de Niko'dan Can'a, Lefter'den Metin Oktay'a bu formayı ıslatan herkese teşekkür edelim dedik.






Bodrum
"Yokuş başına geldiğinde Bodrum'u göreceksin sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin Senden öncekiler de böyleydiler akıllarını hep Bodrum'da bırakıp gittiler" Cevat Şakir Kabaağaçlı / Halikarnas Balıkçısı






Boğaziçi
Kokusu, vapurları, martıları, köprüleri, yalıları... "Mehtabı hoş, güneşi hoş, gülü hoş Boğaziçi... "Herkesi eder sarhoş" diye şarkısı bile vardır. İçinden deniz geçen şehir, ya da kenarlarında şehir olan deniz... Erguvanları, gülleri, aşklarıyla Boğaz, bu ülkenin en büyülü yeridir...





Mardin
Müslüman'ından Süryani'sine, Yakubi'sinden Yezidi'sine farklı mezheplerin yıllardır bir arada yaşadığı, Mezopotamya ile Anadolu arasındaki köprü Mardin. Onu özel yapan ise, hem başta saydıklarımız hem de binlerce yıllık tarihi taş evleri, hanları, medreseleri, cami ve kiliseleriyle açık hava müzesi oluşu. Zaten yalnızca biz değil, kenti "Dünya Mirası Listesi"ne alan UNESCO da böyle düşünüyor.

Hamam
Hamamı ikiye ayırmak gerekir: Erkek ve kadın hamamı... Osmanlı'da, genç kızlar nazardan korunsun diye, ellerinin sandal ağacı yağlarıyla ovulduğu gizli, sırlı bir alandır kadınlar hamamı. Erkekler hamamında ise ortam farklıdır. Burada, hamamın altında yanan ateşi tutan külhanbeylerinin ve tellakların sözü geçer. Şimdilerde turistik meze kıvamında sunulsa da, yüzyıllarca aşka, sabra, sırlara, şakalara ev sahipliği yapmıştır. Hamamlar aynı zamanda entrikaların, hırsın, dedikodunun, yani günahların da ev sahibidir.





Sezen Aksu
Geçen yaz, Türkiye'de yayın yapmaya hazırlanan bir yabancı kanal, "Sezen Aksu çalamayız" diyecek oldu da, memleket ayaklandı. Harici tüm müzik istasyonları ve Türkçe televizyonlar bir anda Sezen'in şarkılarıyla çınlattı ortalığı. Bu sevgi uğultusu karşısında dili tutulan kanalın geri adımları birbirine dolandı. Dünyada kaç şarkıcı böylesi bir yanıta mazhar olabilir? Yıllar önce kaybettiğimiz Ümmü Gülsüm gibi; ninni de söylese, undergrounda da girse, önünü ilikleyerek dinlemiştir onu bu halk. Herhangi bir şarkısıyla anısı olmayan yok gibidir. Acının beden, sevincin rehber öğretmenidir. Dersine devamsızlık yapan görülmemiştir.

_________________
Başa dön
Kullanıcı profilini gör E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
bErNa



Moderator

Grup : Moderator
Mesajlar: 2314
Başlıklar: 113
Kayıt: May 19, 2008

Nerden: ßen ßi öğReniyim onDan sonRa sana SöLerim zuhahaha :)

MesajTarih: Pts Hzr 30, 2008 3:51 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver


Mizah dergileri
Makro Paşa, Merhum Paşa, Malum Paşa, Akbaba'yla başlayan Türkiye'nin muhalif mizah serüveni, Oğuz Aral'ın Türk halkına güzelliği Gırgır'la sürdü. Aral, Türk mizah dergiciliğini sokaktan topladığı yeteneklerle tekrar sokağa saldı, mizahı Türkiye'de yeniden bir mesele yaptı. Rivayet odur ki, ölmez eseri Gırgır'ın piyasaya sürüldüğü cuma günleri, tüm İstanbul derginin renklerine bürünürmüş. Bir zamanlar haftalık yarım milyon tirajı bulan bu dergi, hayattayken Mikrop ve Limon'un tahkimiyle; sonrasında Leman'ın yaşattığı anısıyla literatürü tayin etmiştir. Bugünse minimalist mizahıyla Penguen ve yeni parıldamaya başlayan Fermuar da siyasi iktidarın adım atamayacağı sanat kuleleri haline geldi.





Karadeniz yaylaları
Muhteşem bir manzara, temiz hava ve sevecen espri dolu insanlar. İşte Karadeniz yaylalarının vazgeçilmezleri... Karadenizliler sıcakların başlamasıyla, sahilleri terk eder, yaylaya çıkar, tulum çalar, türkü söyler, horon teper...
Büyük mutluluktur, bulutların üstünden aşağıya bakmak...
Yağmur, sis, bulut yakışır Karadeniz yaylarına, ayrı bir güzellik katar... En ünlüleri Ordu'nun Çambaşı, Giresun'un Sis Dağı, Trabzon'un Uzungöl, Rize'nin Ayder, Artvin'in Kafkasör yaylasıdır.
Ama Karadeniz'de neredeyse her ilçenin bir yaylası, her yaylanın ayrı bir şenliği vardır. Hepsi birbirinden güzel ve eğlencelidir...





Futbol geyiği
Bir kere yönetim bu işi bilmez... Eğer o da teknik direktörse!.. Yanlış yerde oynatıyor adamı!.. Türkiye'de her on kişiden on ikisinin sinemacı olduğunu söyleyen Aziz Nesin bilememiş bu durumu, memlekette her on kişiden yüz kişi teknik direktördür... Sınıf ayrımından, mide krampından, eğitimdeki eşitsizlikten, dil yaresinden, pabuç pahasından, küresel ısınma belasından... Can kurtarır yani... Hafifletir... Kendini önemli hissettirir... Kaldığı yerden devam ettirir... Ayni cümleler bu kadar mı çekici gelir? Eşsizdir... Burun kıvıranlara ise cevabımız net: Bırakın bu işleri, devlet su işleri...





Ankara'da dostluk
Kravatları ve gömlekleriyle aslında bir memur kentidir Ankara. Bu kimilerine tekdüze gelir; ama onlar, Ankara'nın dostluklarını bilmeyenlerdir. Bürokratik kimliğine tezat, sıcacık bağlar vardır insanlar arasında. Ufak tefek şeyleri geçin, bir ömrü paylaşır onlar. Ankaralı olup da Ankara'da olamayan, en çok dostlarını özler.





İşkembe/Kokoreç
Gün aydınlanıp da bitmeyince muhabbet, işkembecide alırız soluğu... Bol sarımsak, bol acı, sirke ve muhabbet... Şirden, damardan tuzlama... Bir de şu sakatat familyasından kokoreç var tabii. Sokak aralarında bize göz kırpan büyük lezzet. AB yolunda vermeyeceğimiz tek ödün!

_________________
Başa dön
Kullanıcı profilini gör E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
bErNa



Moderator

Grup : Moderator
Mesajlar: 2314
Başlıklar: 113
Kayıt: May 19, 2008

Nerden: ßen ßi öğReniyim onDan sonRa sana SöLerim zuhahaha :)

MesajTarih: Pts Hzr 30, 2008 3:53 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver


İstanbul Modern
Genelde sevilmez liman semtleri; üstelik kültürel elite dair bir iz de görülmez liman semtlerinde. Ama biz Türkler, elitin de her türlüsünü liman semtine bulaştırmayı başarmışızdır ki bunu müsebbibi İstanbul Modern'dir. İstanbul Modern, 2004'te İstanbul Karaköy Limanı 4 No'lu Antrepo'da açılmış bir modern sanatlar müzesidir. Bir yandan da Aya İrini'yle 1868'de başlayan Türk müzecilik serüveninin zirvesidir.





Cem Yılmaz
Cem Yılmaz, Türkiye'nin neşesidir. Allah onu bu milletin başından eksik etmesin.





Türk girişimcisi
Vapurlarda, tren istasyonlarında, otobüs garlarında Türk pazarlaması ve reklamcılığının tohumları atıldı. Bir de her sokağın köşesinde şaşırttı bizi Türk girişimcisi, "Nasıl bu kadar ucuz olur?" diye. Pazarlarda "ikizlere takke" (sutyen) diyerek güldürdü bizi. En ıssız en kervan geçmez yol kenarında, bal ve yemiş satarak cesaretini kanıtladı. İç Anadolu'daki yol kenarında ya da Los Angeles'ta sunset strip'te "Mavi"nin billboard'unu gördüğümüzde anlarsınız işte: "Çok güzel oluyoruz!"

_________________
Başa dön
Kullanıcı profilini gör E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
bErNa



Moderator

Grup : Moderator
Mesajlar: 2314
Başlıklar: 113
Kayıt: May 19, 2008

Nerden: ßen ßi öğReniyim onDan sonRa sana SöLerim zuhahaha :)

MesajTarih: Pts Hzr 30, 2008 3:57 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver


İstanbul'un kuleleri
Bizim için en yüksek bina 1980'ler ortasında gösterilen "Kartallar Yüksek Uçar" dizisindeki Karayolları'nın 12 katlı binasıydı. İstanbul Zincirlikuyu'da yükselen bu bina, artık Levent-Maslak hattında yer alan gökdelenler içinde ufacık kalıyor. Hızla "modernleşmeye" başladığımız, 1990'ların ortasından beri, sıra sıra onlarca gökdelen yükseldi İstanbul semalarına. Yeni gökdelenler, yeni alışveriş merkezleri ve bütün bunlar yeni insanlar yarattı. Belki de Türkiye'nin son 20 yılda geçirdiği değişimi, ekonomik büyümeyi görmek için istatistiklerdeki renkli grafiklere değil, şehrin modern mahallesi Levent'teki gökdelenlerin yüksekliğine bakmamız gerekiyor.





Diziler
"Perihan Abla"nın Kuzguncuk'taki küçük hayatında; Çengelköy'ün "Süper Baba"sında; "İkinci Bahar"ın "aşkın yaşı olmaz" duygusunda; "Asmalı Konak"ın hayallerinde; "Hırsız Polis"in imkânsız aşkında, bizi televizyon başına geçiren "insani" bir şeyler vardı. Hikâye ne olursa olsun, merkezinde hep sevgi vardı. Ve iyiler hep kazandı...





Yüz yıllık rekabet: Fenerbahçe-Galatasaray derbisi...





Çarşı Tempo'ya karşı
Maç günleri Beşiktaş Çarşı için şenlik günüdür. Dillerde eski yeni tezahüratlar. Akar İnönü'ye coşkulu kalabalık. Pankartları ise gündeme kayıtsız kalmaz: Kah ırkçılığa karşı "Hepimiz Et'oyuz" kah gelecek için "Çarşı nükleer sanrale karşı" derler. Her ne kadar erkek adam renkli takım takım tutmaz deseler de, futbol kültürümüze büyük renk katarlar. F.Bahçe-G.Saray derbisi onların Türkiye'yi sevmesi için bir neden değildir. Yani Çarşı, Tempo'nun 44. maddesine de karşı.





Çay simit
Taşfırından yeni çıkmış, meşe odunuyla pişirilmiş, buharıyla elimizi, ağzımızı yakan simitlerin yanında semaverlerde demlenmiş kıpkırmızı bir çayı reddeden muhtemelen Türk değildir. Bir yerlerde çay demliyse, yakınından mutlaka bir de simitçi geçiyordur. Eğer geçmiyorsa, orası da Türkiye değildir.





Şehir hatları vapuru
Bir İzmir ve İstanbul ayrıcalığı... İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin, yeni modeline tek başına karar vermekten ürktüğü... Katılımcı hemşerilerin çokluğuna bakan bir yabancının "Ne aktif bir halk... Seçimler böyle demek..." yanılgısına düşeceği narin kuğular onlar... Gelin gibi süzülürler... Kordon Boyu'ndan Karşıyaka'ya geçerken, karaya kurumla bakarlar... Güzel İzmir artık kendileridir çünkü... Adalara, Modalara, Kavaklara, Fenerlere götürürler... Elli yaşını aşmış koca bebekleri hâlâ heyecanlandırarak... "Taa uzaktan bak bak Paşabahçe... Bu da Fenerbahçe..." dedirtir, soylu burunlarından tanınırlar... Oyun gibidir yolculuk, çay, tarak ve toka satışları... Düdüklerini kıskanan martılar korosu eşliğinde, hep güzel yerlere götürürler...

_________________
Başa dön
Kullanıcı profilini gör E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
bErNa



Moderator

Grup : Moderator
Mesajlar: 2314
Başlıklar: 113
Kayıt: May 19, 2008

Nerden: ßen ßi öğReniyim onDan sonRa sana SöLerim zuhahaha :)

MesajTarih: Pts Hzr 30, 2008 4:01 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver


Mevlânâ
"Sevgide güneş gibi ol, / dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, / hataları örtmede gece gibi ol, / tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, / her ne olursan ol, / ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol..."
2007 yılı UNESCO tarafından Mevlânâ yılı olarak kabul edildi.





Kenterler
Devlet himayesine sığınmadan, özgür tiyatro yapabilme adına; önüne çıkan tüm engellere rağmen, bir Türk kadın oyuncunun sanatına duyduğu aşkla günümüze kadar direnen yegâne tiyatro olduğu için... Kenterler bir okul ve ekoldür. Cumhuriyet'in sanata bakan çağdaş ve aydınlık yüzüdür.





Atatürk
Onun hakkında uzun uzun yazmaya gerek yok. Yukarıda sıraladığımız Türkiye'yi sevmek için 49 nedene ve aklımıza gelip de yazamadığımız daha binlercesine onun sayesinde sahibiz... Her şeyi sana borçluyuz.



ArkadaşLar bu payLaşım için tam 2 saat uğraşTım..YorumLarınızı qörmek istiyoRum..
_________________
Başa dön
Kullanıcı profilini gör E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
bloom_74



Aktif Üye

Grup : Aktif Üye
Mesajlar: 465
Başlıklar: 59
Kayıt: Jun 25, 2008

Nerden: İstanbul

MesajTarih: Cum Tem 25, 2008 1:18 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

bErNa demiş ki:


Boğaziçi
Kokusu, vapurları, martıları, köprüleri, yalıları... "Mehtabı hoş, güneşi hoş, gülü hoş Boğaziçi... "Herkesi eder sarhoş" diye şarkısı bile vardır. İçinden deniz geçen şehir, ya da kenarlarında şehir olan deniz... Erguvanları, gülleri, aşklarıyla Boğaz, bu ülkenin en büyülü yeridir...


ÖyLedir boğazım...

Nereden biLirim diye sorarsanız bunu, ben, boğazın incisi Arnavutköy'de boğaz manzaraLı bir evde oturuyorum...

Ve boğaz manzarasını çok seviyorum

Bu arada payLaşım için saqol
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Kullanıcının web sitesini ziyaret et
KOSTEBEK



Aktif Üye

Grup : Aktif Üye
Mesajlar: 457
Başlıklar: 124
Kayıt: Aug 03, 2007


MesajTarih: Cum Tem 25, 2008 10:08 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bence Türkiye'yi sevmek için var olan nedenlerden birini saymayasak iyi olur (Orhan Pamuk hariç..)
_________________
Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.. Mevlana
Başa dön
Kullanıcı profilini gör
bloom_74



Aktif Üye

Grup : Aktif Üye
Mesajlar: 465
Başlıklar: 59
Kayıt: Jun 25, 2008

Nerden: İstanbul

MesajTarih: Cum Tem 25, 2008 10:30 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ne yani hepsini mi aLıntı yapaLım? Islııııııııık
_________________


"Cedric 9 YaşıNa girSin arTık Fan Cluß" Başkanı
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Kullanıcının web sitesini ziyaret et
KOSTEBEK



Aktif Üye

Grup : Aktif Üye
Mesajlar: 457
Başlıklar: 124
Kayıt: Aug 03, 2007


MesajTarih: Cmt Tem 26, 2008 1:12 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

bloom_74 demiş ki:
Ne yani hepsini mi aLıntı yapaLım? Islııııııııık



yok canım ben hepsini alıntı yapalım demedim ki -yukarıdaki yazımda da zaten Yazmışım - Orhan Pamuk hariç dedim yalnız
_________________
Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.. Mevlana


En son KOSTEBEK tarafından Pzr Tem 27, 2008 3:15 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcı profilini gör
KOSTEBEK



Aktif Üye

Grup : Aktif Üye
Mesajlar: 457
Başlıklar: 124
Kayıt: Aug 03, 2007


MesajTarih: Cmt Tem 26, 2008 6:59 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bu arada bErNa cım sağol çok güzel bir paylaşım
_________________
Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.. Mevlana


En son KOSTEBEK tarafından Pzr Tem 27, 2008 3:14 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcı profilini gör
Webmaster



Developer

Grup : Developer
Mesajlar: 978
Başlıklar: 218
Kayıt: Apr 19, 2007

Nerden: Turkiye

MesajTarih: Pzr Tem 27, 2008 6:34 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Alkolü sevdiren ve bazı gereksiz şeyleri özendiren mesajlar kaldırdım.

Çok tuhaf.

Bu mesajda -ki (hürriyet kaynaklı malum) her türlü naneyi ye (rakı, şarap iç gez dolaş en güzel kızlarla, sonra hamama gir çık Hz. Mevlana'nın Semazenlerini show izler gibi izle) diyor...

Aslında Türkiye sevmek için çok neden var.
En azından Medeniyetin merkezi.
İçimizdeki sapkınlara rağmen hala medeni kalabilmiş.

Teşekkürler

_________________
Buraya sakın bakma
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Kullanıcının web sitesini ziyaret et
KOSTEBEK



Aktif Üye

Grup : Aktif Üye
Mesajlar: 457
Başlıklar: 124
Kayıt: Aug 03, 2007


MesajTarih: Pzr Tem 27, 2008 3:16 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Webmaster demiş ki:
Alkolü sevdiren ve bazı gereksiz şeyleri özendiren mesajlar kaldırdım.

Çok tuhaf.

Bu mesajda -ki (hürriyet kaynaklı malum) her türlü naneyi ye (rakı, şarap iç gez dolaş en güzel kızlarla, sonra hamama gir çık Hz. Mevlana'nın Semazenlerini show izler gibi izle) diyor...

Aslında Türkiye sevmek için çok neden var.
En azından Medeniyetin merkezi.
İçimizdeki sapkınlara rağmen hala medeni kalabilmiş.

Teşekkürler



kesinlikle katılıyorum
_________________
Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.. Mevlana
Başa dön
Kullanıcı profilini gör
bErNa



Moderator

Grup : Moderator
Mesajlar: 2314
Başlıklar: 113
Kayıt: May 19, 2008

Nerden: ßen ßi öğReniyim onDan sonRa sana SöLerim zuhahaha :)

MesajTarih: Çrş Tem 30, 2008 3:09 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

yorumlar için teşekkürLer..
_________________
Başa dön
Kullanıcı profilini gör E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder  Cevap Gönder   Thank Post Tüm saatler GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
Bu forumu gezen kullanıcılar:0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 0 Misafir
Kayıtlı Kullanıcılar: Yok

 
Mesaj Panosu Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Kategori Yanıt Tarih
Yeni mesaj yok Bu sandaLye sadece Biz ßyanLar için..xD bErNa Komik Resimler 4 Prş Ekm 02, 2008 6:26 pm Son Mesajları Gör
Yeni mesaj yok Gençlerbirliği / Neden Anadolu Anttis Futbol 14 Sal Ağu 19, 2008 11:18 pm Son Mesajları Gör
Bu başlık kilitlenmiştir, cevap yazamaz ya da mesajları değiştiremezsiniz Neden ALo Deriz? bloom_74 Çöp Kutusu 3 Pts Tem 14, 2008 3:04 pm Son Mesajları Gör
Yeni mesaj yok Rüştü O GoLü Neden Yedi? bErNa Futbol 2 Pzr Hzr 29, 2008 10:23 pm Son Mesajları Gör
Çevrimiçi Üyelerimiz [ Üye : 1 | Misafir : 105 | Toplam : 106 ]
01. Adsense,
Bugün Üye : 7 | Dün Üye : 3 | Bekleyen(ler): 0 | Toplam Üye : 2,324 | Son Üye : yavuz_05
Şu an sohbet odasında bulunanlar : Kimsecikler yok :(
Tüm hakları GuzelDunyam.Com'a aittir. © 2008 - Yüklenme : 0.49 sn. İletişim | Bizi Öner | Kullanım Şartları Ve Telif Hakları | XML & RSS | Renk Kodları